Sanayileşme, Hızlı Kentleşme, Kentlilik Bilinci

kentlesme

Ülkemizdeki sanayileşme çabalarının sonucunu bugün somut olarak neredeyse bütün kentlerimizde görmek mümkün. Çok ileri düzeylere eriştiğimiz iddia edilemese de belli bir hızı yakalamış durumdayız. Bu gelişmenin bireyler olarak yaşantımıza getirdiği refahın yanında olumsuz yansımaları da oldu. Sanayileşmenin artışı göç, nüfus artışı, aşırı ve çarpık yapılaşma, çevre sorunları gibi pek çok sorunu beraberinde getirerek kentleri itici yapan bir görünüme büründürdü. Sosyal, kültürel ve ekonomik köken fark etmeksizin sakinlerin tümü bu çarpık, mimari estetikten yoksun, sorunlu kentlerle muhatap olmak ve yaşamak zorunda.

Durum kabullenilip böyle devam mı edilmelidir? Bireylerin, kurumların, yönetimlerin bulundukları çevreye karşı sorumlulukları, görevleri yok mudur?

Kentleşmenin hızlı, çarpık ve sağlıksız olmasından kaynaklanan ve yeterince kentlileşememiş olmanın büyüttüğü bozuklukları engellemek veya düzeltmek bakımından bireyler, kurumlar ve yönetimlerin hep birlikte sorumluluk üstlenmesiyle kentlerin kimliğini oluşturan kültür, doğa, tarih öğelerinin tahrip edilmesi, yitmesi engellenebilir.

Bir yandan kenttaş ve yurttaş olarak kentin sunduğu imkânlardan yararlanırken, diğer yandan kentin tümüne ya da kenti oluşturan öğelerden kimilerine karşı suç sayılabilecek davranışlar içine girilebilmektedir. Kent olarak tanımlanan mekânlara ekonomik, sosyal, fiziksel ve kültürel yönlerden zararlar verilebilmektedir.

Sağlıklı bir kentlileşme, kenttaşlık, kente sahip çıkma, benimseme bilincinin gelişmişliği ile doğrudan ilişkilidir. Günümüzde maalesef kentlerimize karşı bilincimiz çok çok düşük düzeylerde. Sanayileşme için gösterdiğimiz gayreti burada da zaman kaybetmeden göstermek zorundayız.

 

Beğendiyseniz paylaşın!Share on LinkedInShare on Google+Tweet about this on TwitterPin on PinterestShare on FacebookEmail this to someone

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir